Anasayfa / GENEL / Yeryüzünün en tehlikeli örgütü hep alçaktı!
sevilay1

Yeryüzünün en tehlikeli örgütü hep alçaktı!

Sabah gazetesi yazarı Sevilay Yükselir sert bir yazıyla Gülen örgütünün yeryüzünün en tehlikeli örgütü olduğunu yazdı. Örgütün geçmiş davalarda sahte belge ve deliller oluşturduğunu kaydeden Yükselir, özetle Gülen örgütü için “hep alçaklardı, hainlerdi, namussuzlardı” dedi.

Yazısı şöyle:

YERYÜZÜNÜN EN TEHLİKELİ ÖRGÜTÜ

Türkiye’nin değil sadece… Yeryüzünün de en tehlikeli örgütü diyebileceğimiz örgüt Sakalsız ve Çetesi’nin örgütüdür. Yani Paralel devlettir! Görünürde silahları, bombaları, füzeleri yok belki ama istedikleri anda uyarlarına gelmeyen her insanın hayatını altüst edip intihara sürükleyecek, bir toplumda, bir ülkede kaos yaratıp halkı birbirine kırdırtacak kadar inanılmaz bir PH yani “Psikolojik Harp” güçleri var.

GEÇMİŞ DAVALARDAKİ ALÇAKLIKLARI, HAİNLİKLERİ, NAMUSSUZLUKLARI 

Devlette edindikleri pozisyonlar sayesinde elde ettikleri güçle ahtapot gibi dört bir yanımızı saran bu örgütle başa çıkmak hakikaten çok kolay değil. Evet, başını Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çektiği hükümet aylardır bu ahtapotla mücadele edip sirayet ettikleri alanlarda yok etmeye çalışıyor ama görüyoruz ki işimiz gerçekten zor. Polis teşkilatının neredeyse tamamını ele geçirmek üzereyken enselenen örgüt mensubu emniyetçilerle ilgili haberleri okuyorsunuz. Sanki hepsi sütten çıkmış birer ak kaşık misali; “Kahraman polislere zulmediliyor” yaygaraları ile toplumu kendilerinin masum olduğuna ikna etmeye çalışan ve zaman zaman da başaran bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğuna bir kez daha dikkat çektikten sonra canımı epeyce sıkan bir başka noktaya temas etmek istiyorum.
Bakın… Eğer biz bu örgütün ne kadar sinsi ve tehlikeli olduğunu sadece 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinden okuyup, geçmişteki davalarda yaptıkları alçaklıkları, hainlikleri, namussuzlukları irdelemeyip, onları görmezden gelirsek, emin olun tam da onların istediğini yapmış oluruz. Farkında olmadan oynadıkları oyunun bir parçası sayılırız. Bir kere herkesin şunu idrak etmesi şart artık: Biz bu örgütle sırf 17 Aralık ya da 25 Aralık’ta hükümete darbe girişiminde bulundular veya Selam örgütü adı altında binlerce insanı dinleyip onlara şantaj yapmaya kalktılar diye mücadele etmiyoruz. Bu, mücadelede kullanılacak bir argüman elbette ama tek sebebimiz bu değil. Bu örgüt 17 Aralık’ta ya da 25 Aralık’ta çok şükür ki hükümetin erken müdahalesi ile başarıya ulaşamadı, muvaffak olamadı belki ama oldukları bir dönem yaşandı. Kabul edelim ki Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Casusluk ve daha birçok davayı gerekçe yapıp binlerce masum insanın hayatıyla oynadılar.

SAHTE BELGE VE DELİL İLE “TEKNİK NAKAVT”

Bakın, “Ergenekon tamamen bir yalandır” demiyorum. Ama daha o günlerde de dile getirdiğim bir şeyi bir daha tekrar etmek istiyorum. O davanın çıkış noktası çok haklı bir noktaydı. Güya o davayla güdülen amaç, yargısızca infazlar yapan, insanları diri diri asit kuyularına atan, askeri vesayetin gücünü kullanarak hükümetleri şantaj yoluyla dize getirmeye çalışan, getiremediğinde de darbe yoluyla indirmeye çalışan derin devletin çökertilmesiydi. Başlangıç noktası buydu evet ama sonucunda bunun böyle olmadığını hepimiz gördük. Bu dava savcılarının da, hâkimlerinin de tek amaçlarının “derin devleti çökertme” başlığı altında örgütleri için tehlike yaratan herkesi susturmak ve yok etmek olduğunun farkına vardık.
Lütfen hepimiz elimizi vicdanımıza koyup öyle bakalım bu meseleye. Şu gerçeği bilerek soralım kendi kendimize! Diyelim ki; Pensilvanya’da konuşlu Sakalsız’ın ‘Teknik Nakavt’ fetvasını hatmeden örgüt üyeleri bu fetvayı sadece 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinde mi hayata geçirdi? Sahte belge ve delil üretiminde son derece başarılı olduğuna emin olduğumuz bu alçakların aynı fetvayla geçmiş davalarda da hareket etmiş olması ihtimali yok mu? O davalarda da binlerce insanı abuk sabuk iddialarla dinlemiş ve yalan yanlış tapelerle, belgelerle, CD’lerle yaftalamış olamazlar mı? Acaba biz, sırf o günlerde; ‘Derin devleti çökertiyorlar, ülke demokrasisine tuğla döşüyorlar, hepsi birer demokrasi kahramanı’ sandığımız ve destek verdiğimiz utancından hareketle mi geçmişteki alçaklıklarına gözlerimizi kör ediyoruz?
Olabilir mi?

YÜKSELİR’İN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

MEDYAGUNDEM

feto-robot

Nasıl robotlaşıyorlar?

15 Temmuz darbe girişimi, meselenin psikolojik boyutuyla ilgili bir çok soruyu da beraberinde getirdi: Gülen …

dink-feto

İddianamedeki çarpıcı detay; işte Dink cinayetindeki FETÖ rolü

Hrant Dink cinayetine ilişkin iddianamede, ‘Gülen Örgütü’nün’ cinayetten önce bütün detayları bildiği ancak işlenmesini beklediği …

cami-pkk1

Cami yakarak İslam’a da savaş açan PKK’yı sözde Müslüman Gülenciler savundu!

Cami yakarak İslam’a savaş açan PKK’yı sözde Müslüman olduğunu iddia eden Gülenciler savundu. MEDYAGUNDEM.COM- Düşünün …

3 Yorumlar

  1. Otopsisi Yapılmadan Kalp Kriziymiş

    Geçmişte bir bunlar kadar darbeci vesayetçi bir yapılanma olduğu gerçeğini hiç kimse göz ardı edemez-etmemelidir de, ancak yapılan ve yapmayı düşündükleri eylemleri de ortaya koymadan çekinmeyelim. Yapılan ve yapmayı düşündükleri eylemleri ortaya koyamazsak 17 ve 25 Aralık Başarısız Darbe girişimlerini her gün yaşamayı hak etmiş oluruz.

    Bakın, son röportajını ‘Aksiyon Dergisiyle’ yapan Derin devletin kara kutusu’ olarak da bilinen Doğan Yıldırım Kayseri merkezde kimliği bilinmeyen 5-6 kişiyle buluşup restorana gittiği söylendi. Buluştuğu kişilerle yediği yemekten sonra bir anda fenalaşan ve ağzından köpükler çıkan Yıldırım’ın hastaneye kaldırıldığında ölmüş olduğu belirtildi. Yakınlarına sürekli ölüm tehditleri aldığını söyleyen Yıldırım, otopsi dahi yapılmadan Kayseri’nin Talas ilçesinde toprağa verildi (Cem Küçük).

    Doğan Yıldırım’ın ‘Aksiyon Dergisiyle’ 9 Temmuz 2012 tarihinde CEMAL KALYONCU ile yaptığı son röportajında; ‘Ben size söyleyeyim. Bana yetki versinler, Hrant Dink cinayetinde nokta atışıyla kimin nasıl cinayet işlediğini söyleyeyim. Bu iş başkalarının üzerinde kalıyor, ayrı bir mevzu. Ama Türkiye’nin illegal haritasını benden iyi bilen yok.’diyor.

    Doğan Yıldırım, Hrant Dink cinayetini nokta atışıyla kimin nasıl işlediğini sana söylettirirler mi? Söylettirmediler de, canıyla ödedi.

    Doğan Yıldırım’la ‘Aksiyon Dergisi’nde 9 Temmuz 2012 tarihinde röportajı CEMAL KALYONCU yapıyor, Doğan Yıldırım’ın ölümünü 11 Kasım 2013 tarihinde ‘Çok şey bilen adamın ölümü’ ‘Kalp Krizinden’ öldü diye yine ‘Aksiyon Dergisi’nden CEMAL KALYONCU haber yapıyor. Ee kardeşim adama sormazlar mı otopsisi yapılmamış olduğu söylenen birinin ‘Kalp Krizinden’ öldüğünü neye dayanarak iddia ediyorsun, haber yapıyorsun, diye sormayalım mı?

  2. Doğan Yıldırım’ın kafasındakilerini öğrenmek istedikleri kadar öğrenmişler, konuşturacakları kadar konuşturmuşlar. Bundan sonra adamı yaşatırlar mı? Doğan Yıldırım’ın Ergenekon davası sanığı Fuat Turgut´un da avukatı olduğunu belirtmekte fayda var. Doğan Yıldırım’ın ölüm nedeni araştırılmalıdır.

  3. vay vay vay….!!!!! neler olduğunu şimdi anladım kardeş:)))) demek ki ateş olmayan yerden duman tütmezmiş!!! sevilaay hanım iyi bilir psikololik harp tekniklerini….hay maşallah maşallah…çok güzel olacak çok

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir