Anasayfa / GENEL / Kılıçdaroğlu bu yazıyı okursa bir daha canlı yayına çıkmam der mi?
kemal-nezif3

Kılıçdaroğlu bu yazıyı okursa bir daha canlı yayına çıkmam der mi?

Recep Tayyip Erdoğan,  halk tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olmaktan öte vatandaşların yarısından fazlasının desteği ile söylenemez denilenleri söyleyen, yapılamaz denilenleri yapan sarsılmaz bir liderdir hali hazırda. O ülke sınırlarını da aşıp gönüllerin SULTANI olmuş iken zaten; isminin önündeki unvanı Cumhurbaşkanı olsa ne olur, Başkan olsa ne olur…

Kılıçdaroğlu’nun şifreleri

NEZİF USALP YAZDI

Geçen akşam Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk TV’de Ece Üner’in moderatörlüğünde; Habertürk Gazetesi Yazarı Fehmi Koru ve Prof. Dr. Fuat Keyman’ın sorularını yanıtladı.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun sorulan her soruya verdiği cevap ayrı bir tez konusu maşallah.

“HENDEK KAZAN ARKADAŞLAR” 

“Ben orada örgüt tarafından zorla hendek kazdırılanları kastettim. Partimizin teröre karşı duruşundan kimsenin şüphesi olmasın.”

– Yazık ki Sayın Kılıçdaroğlu her seçimde ayrı bir tokat yemesine rağmen hala halkı söylenenleri anlayamayacak kadar saf görmekte. Halbuki mertçe “O ifade yanlış bir ifadeydi. Olmamalıydı” dese inanın herkes takdir eder kendisini. Ama o ne yapıyor daha önce yüzlerce kez yaptığı gibi “ben onu demek istemedim, ben aslında şunu kastettim, o gece elektrikler kesikti dersime çalışamadım gibi” akla ziyan açıklamalarda bulunuyor. Hal böyle olunca, samimiyetini ve güvenini kaybediyor haliyle. Ve o yüzdendir ki, her seçimde CHP’ye oy veren fanatik halk partililer dahi kendisini bir “LİDER” olarak görememektedir.

Küçücük bir not: Sayın Kılıçdaroğlu’nun  hamisi Pensilvanyalı’nın sarf ettiği ve sonunda çark ettiği her açıklamasından sonra da avukatı “aslında müvekkilim (yani FETÖ’nün elebaşı)  onu kastetmemişti, şunu demek istemişti” izahatları ile Kılıçdaroğlu’nun açıklaması bire bir kopya.

GÜNEYDOĞU’DAKİ SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI VE TERÖR

“Eğer bize ‘gidip bir çare bulun’ deseler vatandaşı dinlemekten başka bir çaremiz yok.”

Tamam. Sayın Kılıçdaroğlu’nun düz mantığıyla yaklaşalım. Hükümet ülkenin yönetiminden sorumludur ve şu anda hükümetimiz AK Parti hükümetidir. Vatandaşı dinlemekten başka çareniz yok ise o zaman her konuda sadece vatandaşı mı dinleyeceksiniz? Güzelmiş, orada oturun, gelen giden vatandaşı dinleyin, hiç bir şey yapmayın, hiç bir öneride bulunmayın, hiç bir taşın altına elinizi sokmayın, hiç bir şeye kafa yormayın. Güzin Abla bile dertleri dinlemekle yetinmeyip, yalan-yanlış olanları olsa dahi öneride bulunurken bizim ana muhalefet partisi sadece dinleyecekmiş.

ANAYASA

“Biz reformların önünü tıkayacak değiliz. 12 Eylül’ün darbe hukukunun değişmesi lazım. Biz her şeyi Anayasa’ya bağlamışız ama ondan önce altındaki yasaların düzelmesi lazım.”

Birinci cümleye cümle alem güler geçer her halde; yorumlamaya bile gerek yok. İkinci cümlede ise 12 darbe hukuku derken aklına her kim soktu ise ısrarla sorunun 12 eylül anayasasında olmadığını, darbe hukukunda olduğunu söylüyor. Yani anayasa da problem yok ama onun etrafında şekillenen, yasa, masa ne varsa onlarda sorun var diyor. Ve ardından işi özetliyor güya: “Anayasanın altındaki yasaların düzelmesi lazım.” Tamam, yasalarımızın çoğunda problemler var, günümüz şartlarına uymayanı var, haksızlığa sebebiyet vereni var  ama hukuk  hiyerarşisinde de değişmez bir kural vardır. Yasalar, anayasaya çerçevesinde şekillenir ve ona aykırı hükümler içeremez. Sayın Kılıçdaroğlu, elzem olan anayasanın değişmesidir. Başkanlık olsa da olmasa da 12 eylül anayasası değişmelidir. Ona göre de kanunlar da değişir elbet.

EREN ERDEM’İN İDDİASI

“Eğer Eren Erdem, Türkiye Cumhuriyeti’ni suçladıysa ben onu partide tutmayacağım. Ama eğer suçlamadıysa Sayın Cumhurbaşkanı Eren Erdem’den özür dileyecek mi?”

Hadi gel de sinir krizleri geçirme. Sayın Kılıçdaroğlu’nun kendisi veya danışmanları bir zahmet oturup o görüntüleri izlesinler, anlamaya çalışsınlar. Hatta Sayın Kılıçdaroğlu zahmet olmazsa o cici milletvekilini bir çağırsın, nedir ne değildir, ne demiştir, ne demek istemiştir, niye böyle bir şey demiştir, emri kimden almıştır, Pensilvanya ile bağlantısı nedir  diye bir sorsun. Sorsun ki böyle bir açıklama öncesinde konu hakkında bilgi sahibi olsun. Çünkü “suçladıysa” dediğine göre  “HALA” o konu hakkında en ufak bir bilgisi yok. En ufak bir bilgisi olmayınca da bizim bilgi edinmesinin yolunu göstermekten başka diyeceğimiz yok(!)

“CAMİLERİ AHIRA ÇEVİRDİLER” SÖYLEMİ

“Camileri ahıra çevirdiler diyorlar, getirin belgesini. Yok öyle bir şey” dedikten sonra aynı konu için devamında “O zamanlar tek parti vardı (CHP). Partimiz o dönemlerde hepimizin (yani tüm Türkiye’nin) partisi idi. Dolayısıyla o dönemde yapılanları bize mal etmeye çalışmak olmaz” diyor. Diyor demesine de aynı Kılıçdaroğlu defalarca “Biz Türkiye Cumhuriyetini kuran partiyiz” cümlesiyle başlayıp, kendilerince(!) olumlu gördükleri her çalışmayı “biz yaptık” diye sahiplenmektedir. Şimdi de kalkmış işlerine gelmeyen bir mevzu olunca o dönem tek parti vardı, o da hepimizin partisiydi deyip, aklınca suçu üzerlerine almayıp, bize yüklemeye çalışıyor.

İHSANOĞLU’NUN TBMM BAŞKANLIĞI ADAYLIĞI

Sayın Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun tüm muhalefet tarafından desteklenmesi halinde TBMM Başkanı seçilmiş olacağının söylemesi üzerine (7 Haziran seçimi sonrasında)  “Biz Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy verseydik HDP vermiyordu.” diyor. HDP vermeyecek olsa bile eğer CHP ile MHP tek adayı desteklemiş olsaydı o aday (İhsanoğlu) seçilemezse bile bunun sebebi HDP’dir diyebilirdiniz. Ancak, bunu şu anda deme hakkınız yok.

Ha, unutmadan programın moderatörü Ece Üner Sayın Deniz Baykal’ın Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmesi konusundan bahsederken ısrarla ve kızgınlıkla (kızgınlığı Sayın Kılıçdaroğlu’nun sert ifadeler kullanmıyor olmasından herhalde) Erdoğan’ın oyun kurduğunu ve Baykal’la görüşmesi sonrasında muhalefetin düzenini alt üst ettiğini, bu sayede erken seçim olduğunu, bu sayede TBMM Başkanının AK Parti adayının seçildiğini, 1 Kasımda seçim sonuçlarının bu oyun kurgusu yüzünden muhalefet açısından hezimetle sonuçlandığını anlatmaya çalıştı. Yani Sayın Erdoğan Sayın Baykal’la görüşmeseymiş 1 Kasım seçim hezimeti yaşanmayacakmış demeye getiriyor. Kıyamam ben size…

BAŞKANLIK SİSTEMİ

İşte hafızalarımızdaki bilgileri alt üst eden, doğrularlarla yanlışların harman olduğu  bir soru-cevap daha.

“Biz başkanlık sistemine karşıyız demedik.(Pes) Biz parlementer sistemi savunuyoruz.(bi daha pes) Biz sadece başkanlık sistemi izah edilsin, tartışılsın dedik. Ama Erdoğan’a göre bir sistem istiyorlar.” ( ahan da işin özü burada işte)

Tüm sorun Sayın Recep Tayyip Erdoğan onlar için. Sanki Sayın Erdoğan siyasi arenadan çekiliyorum dese bir şey yapabileceklermiş gibi… Bence artık bırakın şu Erdoğan fobisini de siyasi arenaya çıkmışken bu ülke için bir tuğla da siz koyun.

Bir de tezatlıkları oluyor hep. Onlar ki yıllardır Sayın Erdoğan’a “diktatör, diktatör” demekteler. Bir diktatör neden diktatörlüğü bırakıp da başkan olmak istesin. Velev ki Sayın Erdoğan diktatör, velev ki buna rağmen başkan olmak istemekte; öyle olsa bile bir diktatörün diktatörlüğü bırakıp Demokratik Seçimle başkanlığı tercih etmesi alkışlanmalı değil mi?

Ancak, CHP zihniyeti ve şu anki hamileri Pensilvanya olaylara ve dünyaya “MENFAAT ODAKLI” baktıkları için, Erdoğan’ın başkanlık modelini kendi menfaatleri için istediğini iddia etmekteler. Maddiyat açısından bakarsanız Sayın Erdoğan’ın niyeti kötü olsa şahsına menfaat sağlamak için başkan olmasına ne gerek, istese istediğini alamayacak mı?

Ha, elbette hemen hemen her insan Türkiye gibi güzel bir ülkede başkan olmak ister. İnsanlar bunun için de birçok yol ve yöntem deneyebilir ama anlayamadıkları şu ki Sayın Erdoğan zaten zirvede. Hangi lideri dinlemek için iki milyon küsür insan bir araya toplanıp saatlerce güneşin altında bekler? Hangi lider içte ve dışta bir sürü düşman saldırısına rağmen dimdik ayakta durabilir. Recep Tayyip Erdoğan,  halk tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olmaktan öte vatandaşların yarısından fazlasının desteği ile söylenemez denilenleri söyleyen, yapılamaz denilenleri yapan sarsılmaz bir liderdir hali hazırda.

O ülke sınırlarını da aşıp gönüllerin SULTANI olmuş iken zaten; isminin önündeki unvanı Cumhurbaşkanı olsa ne olur, Başkan olsa ne olur…

MEDYAGUNDEM

kemal-feto1

KK’nın FETÖ aşkına bakın!

FETÖ’nün en önemli yayın organlarının başında gelen Zaman ve Bugün’e kayyum atanması üzerine CHP Genel …

kemal-feto

Darbenin siyasi ayağı senin partin KK!

Star gazetesinde Ahmet Kekeç’in “Darbenin siyasi ayağı senin partin!” başlıklı yazısı şöyle… Hürriyet gazetesine de dert …

kemal-feto1

İşte FETÖ’nün siyasi ayağı!

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağının Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir