Anasayfa / GENEL / Şu net; HDP kapatılmak için çabalıyor, peki o aklı kimden aldı?
selo3

Şu net; HDP kapatılmak için çabalıyor, peki o aklı kimden aldı?

HDP’nin PKK’nın siyasi uzantısı olarak iyice terör partisi haline gelmesi, Ankara’yı kana bulayan YPG’li terörist için HDP’nin taziyeye gitmesi bir şeyi gösteriyor. HDP net biçimde kapatılmak istiyor. Peki bunu niye yapıyor? Türkiye’yi daha da karıştırmak için belli ki… Her nereden aldılarsa o “aklı” HDP tamamen siyaseti ve demokrasiyi sabote etmeye uğraşıyor. Demirtaş’ın bugün TBMM grubundaki çıkışı da bu senaryoyu mantıklı kılıyor. Demirtaş HDP tarafından Ankara’daki kanlı saldırının faili terörist için düzenlenen taziyeyi savunarak, “Siz bu halkın acılarına sahip çıkmadınız” dedi.


HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantsında konuştu.
Demirtaş burada Ankara’daki kanlı terör saldırısını gerçekleştiren terörist için kurulan taziye çadırını savundu:

“SİZ BU HALKIN ACILARINA SAHİP ÇIKMADINIZ”

“Biz hangi askerin polisin cenazesi üzerinden duyguları sömürdük. Hepsi bizim acımızdır. Biz güvenlik güçlerini düşman olarak görmedik. Fakat siz bu halkın acılarına sahip çıkmadınız. Sizin faşist anlayışınızı düşman gördük. Siz ne yaptınız, katlettiğiniz kadınların çıplak bedenlerini teşhir ettiniz.”

HDP ARTIK İNSANLIĞIN BİTTİĞİ NOKTADA

Türkiye’deki marjinal sol örgütleri ve kanlı terör örgütünü yakından takip eden Türk solunun önemli ismi Halil Berktay, bugünkü yazısında Ankara’yı kana bulayan teröristin HDP’li milletvekilleri ve sol gruplar tarafından nasıl kahraman ilan edildiğini yazdı. İşte Halil Bektay’ın Türk solunun, HDP’nin, PKK’nın ve PYD’nin iki yüzlülüğünü tokat gibi suratlarına vuran çarpıcı yazısından bazı başlıklar…

TÜRKİYE’YE SALİH NECCAR İSMİYLE GİREN BİR CANİ!

…Üç gün sonra, ne olduğunu kimsenin doğru dürüst bilmediği, ama PKK’nın bu gibi durumlarda hep öne sürdüğüTAK sahneye çıktı (herhalde kendilerine çıkın ve üstlenin, şimşekleri PYD/YPG’den kendi üzerinize çekin talimatı verildi). Biz yaptık, militanımız da Abdülbaki Sönmez’dir dediler. İlk verdikleri resmin etrafında bir photoshop tartışması yaşandı. Giderildi, ikinci fotoğraf yayınlandı, durum açıklık kazandı. Van’da bir baba, bu benim oğlumdur, şu kadar yıldır kayıptı, soyadımız da Sönmez değil Sömer’dir diye düzeltti. İki teşhis birleşti, buluştu. Abdülbaki Sömer’in, Türkiye’ye giriş çıkışlarını Suriyeli mülteci Salih Neccar kimliğiyle gerçekleştirdiği anlaşıldı.

SİLAHSIZ İNSANLARI BİLEREK ÖLDÜREN SOĞUKKANLI KATİLDEN KAHRAMAN ÇIKARMAK!

Öyle veya böyle; 17 Şubat 2016’da bir katliam cereyan etti Merasim Sokak’ta. Arapça katl(fiil), kesmek, adam öldürmek (murder). Türkçede (a’yı uzatmaksızın) katil diye söyleniyor. Yapan ise (a’nın uzatılmasıyla) kâtil veya kaatil (murderer). Sözcük anlamıyla katl-i âm, halkın ya da büyükçe bir topluluğun kesilmesi, katledilmesi (öldürülmesi); günümüz Türkçesiyle toplu kıyım (massacre veya mass murder).

Buna göre, 20 Temmuz 2015 Suruç saldırısı da bir katliamdı; 10 Ekim 2015 Ankara Garı saldırısı da bir katliamdı; işte şimdi bu da bir katliam. Her cinayetin mutlaka bir cânisi, her katliamın mutlaka en az bir (veya birkaç veya birçok) kâtili var. 17 Şubat 2016 katliamının kâtili de Abdülbaki Sömer, Kürtçe adıyla Zinar Raperin, sahte kimliğiyle Salih Neccar. Az buz değil; 28 kişinin kâtili. Giriştiği intihar saldırısında kendisinin de ölmüş olması bu gerçeği değiştirmiyor. Herhangi bir savaş veya çatışma sırasında değil; silâhsız insanları bilerek, isteyerek, taammüden, topluca öldürebilen soğukkanlı bir kâtil, bir câni olarak karşımızda duruyor.

BÖYLE BİR KATLİAMIN HİÇBİR AHLAKİ ÖĞRETİDE YERİ YOK!

Terör, terör örgütü, terör saldırısı vb söyleminden bıktım. Evet, öyle; ama bu “polisiye” klişeler (Erkan Koca’nın ifadesiyle “objektif güvenlik” terminolojisi; Serbestiyet’te bkzTerörün ardından, bugün, yani 23 Şubat 2016) çok daha derin bir gerçekliğin üstünü örtmeye de yarıyor. Türkiye’nin insanları bu gerçeklikle yüzleşmek, vicdanî bir hesaplaşmaya girmek zorunda. Bunun için başka, kalıplaşmamış, kişilere sorumluluk veren, tek tek bireyleri durup düşünmeye sevkedecek ifadeler bulmak lâzım. Böyle bir fiilin ve böyle bir failin, hiçbir ahlâk anlayışı ve öğretisinde yeri yok.

Amerika’da sık sık görülen okul-kampüs katliamlarının, Charlie Hebdo saldırısının, sonraki Paris bomba ve tarama eylemlerinin, IŞİD boğazlamalarının, Suruç’un, Ankara Garı patlamasının sorumluları gibi, Abdülbaki Sömer de hunhar (sözcük anlamıyla kan dökücü) bir canavar. Bırakın terör üzerine varyasyonları. Topluma bunu böyle anlatabilme sorunu önümüzde duruyor.

HDP’Lİ YÖNETİCİ VE VEKİLLERİN KATİLLİN CENAZESİNDE NE İŞİ VAR?

Anlatamazsak… Olabilecek en vahim kırılma ve parçalanmanın eşiğindeyiz demektir. PKK, Abdülbaki Sömer’e alabildiğine sahip çıkmış; bir kahraman gibi uğurlamış. “Heval Zinar” denmiş; “kendi halkı için canını feda etmiştir” diye konuşmalar yapılmış. “Diktatör”lerin “gençlerin verdiği mücadele” ile devrileceği belirtilmiş. Eyleminin “katliam politikalarına cevap” olduğu vurgulanmış (yani asıl katliam, PKK’nın silahlı kent işgallerinin yol açtığı çatışmalarmış; sevinin 1128’ler, kulaklarınız çınlasın). Taziye çadırı kurulmuş. Geçmişte hendek ve barikatlardaki “direnişçi”leri öven HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın (dahi) bu sefer “acımasız saldırı”yı daha ilk gün kınamasına karşın, törenlere HDP milletvekili Tuba Hezer’le birlikte diğer bazı HDP ve DBP yöneticileri de katılmış.

BU FETİŞİST BİR ŞİDDET AYİNİ!

Özetle, fetişist bir şiddet âyini gerçekleştirilmiş. Apaçık bir “haklı şiddet” kutlaması ve kutsaması yapılmış. Bu, işin her bakımdan ve tam anlamıyla şirazesinden çıkması demek. Bakın, HDP bile bir anlamda dağılıyor, parçalarına ayrışıyor, ne yaptığını hiç ama hiç bilmez hale geliyor bu ölüm rüzgârı karşısında. Ahlâk, değer, rasyonalite, karşılıklı konuşabilme, argüman kurabilme, ikna edebilme — hiçbir şey kalmıyor tutunabileceğimiz. Eğer bu böyle olacaksa. Artık hiçbir eşyanın, hiçbir ortak adını koyamayacaksak. Onun için diyorum ki, ülke olarak, toplum olarak çok kritik bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.

MEDYAGUNDEM

kk

Kirli plan için HDP’yi sahaya sürüyorlar

Büyükada ajanları tek tek tutuklanınca terör sevici Avrupa çıldırdı. CHP’nin sözde ‘Adalet Yürüyüşü’ ile kaos …

kk2

KK ile PKK aynı yalanı söylüyor

PKK elebaşısı Mustafa Karasu ile Kılıçdaroğlu aynı ağızdan konuşarak 15 Temmuz’u değil, OHAL’in ilan edildiği …

basbaglar

Başbağlar katliamında FETÖ’nün rolü

Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993 akşamı gelen terör örgütü mensupları, kadınları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir