Anasayfa / GENEL / Pensilvanya’daki Yezid’in has evlatları tutuklandı!
yezid-gulen2

Pensilvanya’daki Yezid’in has evlatları tutuklandı!

Ankara merkezli yürütülen “usulsüz dinleme” soruşturmasında tutuklama talebiyle Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen 17 şüpheliden 10’u tutuklandı. 7 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.


Tutuklananlar arasında Diyarbakır eski Emniyet müdürü Recep Güven de bulunuyor.

Recep Güven, 2012 yılında söylediği “Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz. Eline silah almış çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de entegre edemiyorsanız devlet değilsiniz” sözleriyle uzun süre tartışmaların hedefindeydi.

ERGENEKONUN KİLİT İSİMLERİNDEN

Recep Güven aynı zamanda Ergenekon kumpasının kilit isimlerindendi. Öyle ki, daha 2001 yılında sözde Ergenekon şemasını dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un masasına koyan kişiydi.

10 KİŞİ TUTUKLANDI

“Suç işlemek amacıyla örgütü kurmak” ve “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçlarından tutuklanan isimler şöyle: Recep Güven, Timurtaş Kayacı, Tamer Bülent Demirel, Sadık Akpınarlı, Serkan Şahan, Mustafa Başer, Harun Dağlı, Erdal Argın, İbrahim Tuka ve Ali Arslantaş.

Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Alpaslan Karabay’ın talimatıyla düzenlenen operasyon kapsamında, hakkında yakalama kararı çıkarılan 34 kişiden 25’i gözaltına alınmıştı.

Gözaltındaki şüphelilerden 25’i bugün adliyeye çıkarılmış, 25 kişiden 17’si tutuklama istemiyle 8’i ise adli kontrol uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.

Şüpheliler, aralarında Cumhurbaşkanlığı danışmanları, gazeteciler, hakimler ve iş adamlarının da bulunduğu 48 kişiyi, farklı isimlerle dinlemekten dolayı “suç işlemek için kurulan örgütü üye olma, belgede sahtecilik, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme ve saklama, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğini ihlal” ile suçlanıyor.

SABRİ UZUN O GÖRÜŞMEYİ ANLATMIŞTI

Sabri Uzun, “İn” adlı kitabında Recep Güven’i “R.G.” diye kodlayarak, bakın o günleri şöyle anlatmıştı:

“ERGENEKON ŞEMASINI İLK KEZ GÖRMEM

14 Haziran 2001 günü, ikinci kez İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevine getirildim. O gün, şube müdürü R.G., odama gelerek bana en üst kısmında “Ergenekon Örgütü” yazan bir şema gösterdi. Bu şemanın en üstünde, örgüt sorumlusu konumunda Orgeneral Çetin Doğan gösterilmişti. Alt kısımlarda beş altı korgeneral vardı. Tümgeneral ve tuğgeneraller de olmak üzere yaklaşık 22-25 kişilik bir örgüt şemasıydı.

Bu şemayı bana arz eden şube müdürüne, “Bu şemanın hukuki bir geçerliliği yoktur. Bu şemanın çizilmesine altyapı oluşturan, hukuki geçerliliği olan imzalı ifade tutanağı olmadığı sürece, şemanın hiçbir anlamı yoktur. Böyle bir ifade tutanağı veya tutanakları var mı?” diye sordum.

Şubesine giderek, yanında Tuncay Güney isimli kişinin ifade tutanağını (sanıyorum bu tutanak 52-55 sayfaydı) ve bir de bilgi notu (sanıyorum 20-22 sayfaydı) getirdi. İfadeyi okudum, ne Çetin Doğan’ın ne de diğerlerinin isimleri yazılıydı. Bilgi notunu da okudum; ifade tutanağının özeti gibiydi. Şube Müdürü’ne, “Bu tutanakta, şemada bulunan hiçbir komutanın isimleri yazılı değil; şemayı kim yaptı, neye göre yaptı?” diye sordum.

“İstanbul (İstihbarat Şubesi) gönderdi” dedi.

“Onlara söyle, böyle afaki şema olmaz, ellerinde başka delil varsa söylesinler, bildirsinler” dedim.

Devamında da “Şuradan kâğıt-kalem al, yaz bakalım Şube Müdürü’ne,” dedim; not kâğıdı ve kurşunkalem aldı.

“3.5 çarpı 24” dedim.

“84…” dedi.

“Bak kardeşim, Tuncay Güney, 24 bin adet Kalaşnikof tüfeği, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden alarak, bir kamyonla Kuzey Irak’a götürüp, Barzani’nin adamlarına teslim ettiğini söylüyor. TSK’nın adamları bitti de mi Tuncay Güney’e bu silahlar teslim edilmiş? Üstelik 84 ton ağırlığındaki silahları bir kamyonun taşıması mümkün değil. 84 ton yükü bir kamyonun taşıyamayacağını bilmek için istihbaratçılık gerekmez.

Ben, bu şemayı üst makamlara arz etsem ve onlar da bana, sana izah ettiğim çelişkileri söyleseler, ben ne duruma düşerim; üstelik bu şemada adı yazılı bir Korgeneral Çorlu’da 1. Ordu emrinde görevli. 1. Ordu Komutanı, Ege Ordu Komutanı Çetin Doğan’dan daha kıdemli; kıdemsiz komutan, kıdemli komutanın personeliyle yasadışı örgüt mü kurmuş oluyor?” dedim.

2006’DA YİNE RECEP GÜVEN YİNE ERGENEKON

Bu tespitlerimi açıklayarak benim ölçülerime göre hem personelimi eğitmiş, hem de adli bilgi yönünden eksikliklerini izah etmiştim. O gün için o şube müdürünün iyi niyetli olduğunu düşündüğümden şüphelenmemiştim; zaten kendisini çok seviyordum; dürüst ve çalışkan olduğuna peşinen inanıyordum. Şema konusu, bu şekilde kapandı; 2006 yılına kadar da bir daha gündeme gelmedi.

Haziran 2003’te üçüncü defa İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevine tayin edildim, 22 Mart 2006 günü bu görevden alındım. İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevlerine her defasında, İçişleri Bakanlığı’nın takdirleriyle tayin edildim ve Bakanlık takdirleriyle de görevden alındım. 22 Mart 2006 günü görevden alındığımda, bir gazeteci, “Görevden alınmanızla ilgili dava açacak mısınız?” diye sorduğunda, “Göreve gelirken iyi de, görevden alınınca kötü mü? Siyasi iradenin takdirine ve demokrasiye saygılı olmayı bilmeliyiz” diye cevap vermiştim; bugün de aynı görüşteyim. Siyasi iradenin takdirine saygı göstermeliyiz.

Son görevden alınmamın öncesinde şu gelişmeler olmuştu:

2006 yılı Ocak veya Şubat ayıydı. Yukarıda bahsettiğim şube müdürü, “Asker içinde bir örgütlenme var, biz bu örgüt üzerinde çalışmak istiyoruz” dedi.

“Şu 2001’de, İstanbul’da gözaltına alınan gazetecinin ifadesinde geçen örgüt mü?” diye sordum ve devam ettim; “Şu 24 bin adet Kalaşnikof tüfeği bir kamyonla Kuzey Irak’a götüren, 84 ton ağırlığındaki silahı bir kamyonla taşıyan gazetecinin iddiaları mı?”

“Evet” dedi.

“Sen, bu konunun doğruluğuna inanıyor musun?” dedim.

”Evet” dedi.

“O halde, in aşağıya (Şube Müdürlüğü odasını kastederek), Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla, Orgeneral Hilmi Özkök’e hitaben bir yazı hazırla, elinizdeki tüm delilleri de ekle. Aynı yazıyı, bir de imzasız, ‘bilgi notu’şeklinde hazırlayın. Sayın Başbakan, hangisini kullanmak isterse, emirlerine göre hareket ederiz. Yalnız ben, bu iddiaların ve şemanın doğruluğuna inanmıyorum, sen inanıyorsan makama gerekli izahı sen yapacaksın, ikna etme görevini sen üstleneceksin” dedim.

Şube Müdürü bana, “Ama askerler, kendi kendilerine operasyon yaparlar mı ki?” diye sordu.

“Sen, sen ol, üstlerinden, amirlerinden gizli iş yapma; o orospuluktur, piçliktir,” dedim. “Başbakan ile Genelkurmay Başkanı, eğer inanırlarsa veya doğruluğunu tespit için, ya MİT Müsteşarlığı’na, ya bize, ya Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na kendi takdirlerine göre görev verirler; yapılacaklar o makamların takdiridir,” diye de ekledim.

Konu kapandı… Bir daha benim önüme herhangi bir yazı ve öneri gelmedi; ben de, personelimi eğittim, ikna ettim diye düşündüm. Gelişmeler gösterdi ki, maalesef gerçekler hiç de öyle değilmiş!

Tuncay Güney’in ifadesi gerekçe gösterilerek (bana göre askere yönelik saldırı için maske olarak kullanılarak) Ergenekon Operasyonu adı altında orgeneralinden teğmenine kadar askerler gözaltına alındı, cezaevlerine konuldular.

Bütün bunların ışığında meseleye baktığımda, 14 Haziran 2001 günü Şube Müdürü R.G. tarafından bana getirilen “Ergenekon Şeması”nın amacının, bu tezgâhı daha o tarihte başlatmak olduğuna inanıyorum. Eğer o gün beni kandırabilselerdi, Ergenekon Operasyonu 2001’de başlayacaktı.”

MEDYAGUNDEM

feto2

Teröristbaşının şifresi çözüldü

Teröristbaşı Gülen’in 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde Amerikan gazetesine verdiği röportajında kullanılan fotoğrafın şifreleri çözüldü. …

darbe

Allah’a değil Feto’ya tapan sapıklar!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 1’i …

feto

Teröristbaşının son oyunu!

Teröristbaşı Fetullah Gülen, dün bir Mısır gazetesine “darbeyi Atatürkçü ve laik subaylar yaptı, bizim ilgimiz yok” …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir