Anasayfa / GENEL / Paralel örgütün gladyo tarzı kirli harp faaliyetleri
selam

Paralel örgütün gladyo tarzı kirli harp faaliyetleri

Paralel medyanın ‘örtülü harp’ faaliyeti

ASLAN DEĞİRMENCİ/HABER 10

Emniyette paralel yapı iddialarıyla başlayan operasyon kapsamında ifadeler alınırken, paralel medya büyük bir skandala imza attı. Ancak hemen herkesin gözünden kaçtı.

Algı operasyonunda ustalaşan paralel medya eski bir emniyet müdürüne mikrofon uzatarak, çakma Selam Tevhid Örgütü hakkında açıklamalarına başvurdu.

Müdür kendince eski dosyaları karıştırarak psikolojik harp yapmaya soyundu, 91-94 arasında çekiç güç destekli gerçekleştirilen örtülü darbenin mimarlarının ağzıyla konuştu. Onlar eliyle gerçekleştirilen suikastları çakma Selam Tevhid Örgütüne yıkmaya kalktı.

O gün “örtülü harp” faaliyetleri yürüterek darbeye zemin hazırlayanların suikastlarını hatırlayalım; Uğur Mumcu, Bahriye Üçok.

Sürecin iki simge ismi…

Yaşananları kısaca hatırlayalım..

Gladyo elemanları ve uzantılarının ihtilal şartlarını olgunlaştırmak için işledikleri cinayetlerin ardından Müslümanlara iftira atıldı, azmettiriciler gizlendi, kaos için düğmeye basıldı. Günlerce “Türkiye laikliktir laik kalacak” eylemleriyle sokaklar hareketlendirildi.

Yaşananları uzun uzun yazmaya gerek yok.

Devam edelim.

Dönelim yeni algı operasyonuna..

Paralelcilere konuşan müdür, destabilize faaliyeti ile çıkmış paralelcilere yapılan operasyonlar derinleşirken, “İran bağlantılı Selam Terör Örgütü ile ilgili belgeler ilk kez Hizbullah’ın Beykoz’daki evinde ele geçti. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok gibi bazı siyasi cinayetler aydınlandı” diyor.

Yani Müdür Psikolojik Savaş taktiği ile çakma Selam Terör Örgütünün bu cinayetlerden sorumlu olduğunu iddia ediyor, paralel medyaya manşet oluyor.

Hiç yüzleri kızarmıyor!

Oysa söz konusu paralel medya yaptığı haberlerde iki cinayetin sır perdesinin halen çözülemediğini, amacın Müslümanları zor durumda bırakmak olduğunu, iki suikast den dolayı içeride tutulanların haksızlığa uğradığını hatta cinayetlerin arkasında İslami bir örgüt değil, derin devletin olduğunu defalarca yazdı. Hatta 2010 yılında Zaman gazetesinde Ali Akkuş imzasıyla yayınlanan haber yorumda, gerçek faillerin yakalanmadığı, olayın faili meçhuller arasında olduğu vurgulandı. Söz konusu haber yorumda cinayetlerin azmettiricisi olarak Ergenekon işaret edildi.

Aynı gazetenin bir başka yazarı Mehmet Kamış ise 2012 yılında yazdığı yazısında, “24 Ocak 1993 tarihinde işlenen Uğur Mumcu cinayeti, derin devlet için bir ‘kazan-kazan’ cinayetidir. Uğur Mumcu’nun hayatını kaybetmesi, derin yapılara yakın herkese kazandırmıştır” yorumunu yapmıştı.

Mehmet Kamış, 2009 yılında yazdığı bir başka yazısında ise, “Ergenekon daha önce deşifre edilseydi, belki de Uğur Mumcu’lar, Turan Dursun’lar da yaşıyor olacaktı” diyerek, suikastların arkasındaki gücün Ergenekon olduğunun altını çiziyordu.

Kaldı ki söz konusu gazete her iki cinayetin arkasında Ergenekon’un olduğunu defalarca birinci sayfasına taşıdığı haberlerle de kamuoyuna duyurmuştu.

Onlar Ergenekon’u işaret ederken, Uğur Mumcu’nun kardeşi Ceyhan Mumcu abisinin MOSSAD tarafından öldürüldüğünü defalarca kamuoyu önünde açıklamıştı.

Ancak emniyette paralel operasyon yapıldığında, yapının medya ayağı ağız değiştiriyor, olayı İslamcılara yıkma peşine giriyor. Yetmiyor belgelerle çakma bir örgüt olduğu deşifre edilen sanal yapıyı “örtülü harp” faaliyeti gerçekleştirerek cinayetlerden sorumlu tutmaya çalışıyor.

Yani paralel medya “Psikolojik Savaş”, “Özel savaş ”, “Örtülü Harp”, “Destabilize” faaliyetlerine devam ediyor. Ancak geçmişte yazdıklarının yüzüne çarpılacağını hiç hesaba katmıyor.

YAZININ KAYNAĞI İÇİN TIKLAYIN

MEDYAGUNDEM

feto-aglama

FETÖ’ye dünyayı dar ettik

Eylül 2016’daki BM Genel Kurulu görüşmeleri öncesi “FETÖ’ye dünyayı dar edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve …

mumcu

Uğur Mumcu yaşasaydı Cumhuriyet FETÖ paçavrası olmazdı

Cumhuriyet’in suikasta kurban giden sembol ismi Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, gazetenin Ergenekon davasında FETÖ …

monde

FETÖ’nün sözcülüğüne soyunan Le Monde özür dile

Türkiye, medyası, milleti, siyaseti, sivil toplum örgütü ve devletiyle Fransa’da meydana gelen alçak terör saldırıları …

1 Yorum yapıldı

  1. Tantan’acının Tantan’ası

    Tantan’a yapıyorsun sahte kabadayı, sen adam insansan çıkarıp belgeleriyle ispat edersin. Madem böyle bir örgüt var idi, biliyordun neden ortaya çıkarmadın diye soralım, çıkarmamakla suç işlemiş olmadın mı? Sayın Başbakanımızın bu Tantan’a yapan kişi hakkında suç duyurusunda bulunması gerektiğine inanıyorum. Resmen iftira atıyor.

    Bakın Tantan’acının Tantan’a yapmak için seçtiği zamanlama manidardır. P.İ.Ç terör örgütünün yumuşak karnı ‘Faili Meçhuller’dir, bu örgüte darbe vurulacaksa buradan vurulur, bunların katil olduğu ispatlanırsa arkalarında tek bir Allah’ın kulu kalmayacağını kendileri de çok iyi biliyorlar.

    Son günlerde Medya Güdem’in ortaya koyduğu Salih Mirzabeyoğlu’nun kitabının tek bir satırını kullanarak işledikleri İhsan Güven cinayeti ve ileriki günlerde Hablemitoğlu cinayetleri bunların korkulu rüyalarıdır.

    Salih Mirzabeyoğlu üzerinden İhsan Güven, Alman Vakıfları üzerinden Hablemitoğlu cinayetlerinin aslında failleri hiçte meçhul değildir. Sadece üzerine biraz gidilerek ispatlanması mümkün olan cinayetlerdir.

    Yakın tarihimizde Ahmet Şık, Nedim Şener, Hanefi Avcı olayları ne ise, Necip Hablemitoğlu, İhsan Güven cinayetleri de o dur. Tek fark birinde insanlar infaz edildi, diğerinde insanlar çeşitli örgüt bahaneleriyle ‘Yeşil Ölüme’ yani ‘Yaşarak Ölüme’ mahkum edilmesidir. İnsanına göre değişmekle beraber ‘Yeşil Ölüm’ yani ‘Yaşarak Ölüm’ daha zor olsa gerekir. Birinde bir kere ölüyorsunuz, diğerinde yaşadığınız bir ömür boyunca ölüyorsunuz. İşte Ahmet Şık, Nedim Şener, Hanefi Avcı Yeşil Ölümle’ yani ‘Yaşarak Ölümle’ cezalandırıldılar.

    Ergenekon diye bir yapılanma var mı? Gerçek ismi farklı olabilir ama böyle bir yapılanma olduğu kesin. Ergenekonla yapılmak istenen, kara para aklamak gibi geçmişte işlenen faili meçhul cinayetleri aklama girişimidir. İhtirasları ve aşırı özgüvenlerinden dolayı başarılı olamadılar. Şimdi geçmişte işledikleri cinayetleri tasfiye etmek ve Sayın Başbakanımız ve dava arkadaşlarına altın vuruş yapmak için bu Selam ve Tevhid isimleri üzerinden operasyon yapmaya kalktılar bunda da başarılı olamayınca piyasaya Tantan’acıyı sürüp Tantan’a yapmaya çalışıyorlar. Amaçları geçmiş cinayet ve pislikleri belki bu yolla tasfiye edebilmektir. Yakında İhsan Güven ve eşi cinayetinden sonra Necip Hablemitoğlu cinayeti de ortaya konacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir