İslam’ın meseleleriyle hangi ara dertlendin ey Tezkan? Reviewed by editor on . MEDYAGÜNDEM- Milliyet yazarı Mehmet Tezkan, son dönemde “nereden kaşısam, nasıl da dini hassasiyetleri  kurcalasam, Müslümanların işlerine nasıl el atsam da, hu MEDYAGÜNDEM- Milliyet yazarı Mehmet Tezkan, son dönemde “nereden kaşısam, nasıl da dini hassasiyetleri  kurcalasam, Müslümanların işlerine nasıl el atsam da, hu Rating:
MEDYAGÜNDEM: ANASAYFA » ANALİZ » İslam’ın meseleleriyle hangi ara dertlendin ey Tezkan?

İslam’ın meseleleriyle hangi ara dertlendin ey Tezkan?

İslam’ın meseleleriyle hangi ara dertlendin ey Tezkan?

MEDYAGÜNDEM- Milliyet yazarı Mehmet Tezkan, son dönemde “nereden kaşısam, nasıl da dini hassasiyetleri  kurcalasam, Müslümanların işlerine nasıl el atsam da, huzurlarını bozsam” diye çırpındıkça çırpınıyor ama her defasında battıkça batıyor….

İşte bugünkü yazısı…

“Cuma’yı doğru kılıyor muyuz?” diye yazmış…

Ne ara, hangi sıra İslam’ın meselelerini dert edindi bu arkadaş ayrı bir konu ancak, dini kavramları öyle rastgele kullanıp, ahkam kesmenin insanı nasıl bir hata çukuruna düşürdüğünün farkında bile değil kendisi… Sünnete “bid’at” diyecek kadar cehalet sınırını aşabilen bir  kifayetsiz de bu arada… Bir de kılavuzu Yaşar Nuri Öztürk olunca…

Tezkan, “Cuma Namazı’nı kılıyoruz da doğru mu kılıyoruz?” diye sorup bir de “Kılmıyoruz” diye cevap vermiş.

Yazısından devam edelim:

“Gerçeği iki rekat.. Kimimiz 6 rekat kılıyor, kimimiz 10 rekat.. 16 rekata çıkaranlar da var.. Kimi Cuma’dan sonra öğle namazı da kılıyor..

Şimdi denilecek ki namazdan zarar gelir mi? Çoğunluk zaten cumadan cumaya camiye gidiyor, namaz kılıyor.. Bırakın kılabildiği kadar kılsın..

Kılsın da o zaman bid’at oluyor..

Bid’at ne?

Sonradan eklenen, uydurulan.. Cuma Namazı’nın sünnetleri gibi!..”

Yaşar Nuri Öztürk’ün “Din Maskeli Allah Düşmanlığı: Şirk kitabı” için “Şiddetle tavsiye ederim” diye yazan Tezkan, o kitaptan referansla Cuma namazıyla ilgili şu ahkamları kesiyor:

“Diyor ki; ön sünnet, son sünnet uydurmadır. Hz Peygamber’in böyle bir namazı mescit içinde kılmadığı kesindir. Evinde kılıp kılmadığı tartışmalıdır. (s. 310) Bid’atlarla mücadelesiyle tanınan İbnül Cevzi (ölm. 597/1200) farz dışında herhangi bir namazı cami içinde kılmanın, ibadet ehline iblis tarafından bulaştırılan bir saptırma olduğunu belirtmektedir. Ona göre böyle bir şey riyayı meşrulaştırmaktadır. (s. 310)”

Tezkan o kadar kesin biçimde “Cuma Namazı’ndaki yanlışlıklar bu kadar değil” demiş ki, Diyanet’i de şöyle sorumlu tutmuş meseleden:

“Bir cami değil ki bütün camilerde böyle.. Ben kendimi bildim bileli böyle.. Hutbeden önce ön sünnet diye dört rekat namazı imam da kılar cemaat de.. Sonrasını yine imam da kılar, cemaatin çoğunluğu da..

Bu yaptığımız bid’atsa, günahsa Diyanet neden ses çıkarmıyor?

Neden bizi bid’ata zorluyor?

Bilerek bilmeyerek, Prof. Öztürk’ün dediği gibi Cuma‘yı Allah’ın hakkı iki rekat, bid’atların hakkı on dört rekat haline mi getirdik..

Bugünkü uygulama doğruysa Diyanet neden doğru olduğunu açıklamalı.. Şu nedenle Cuma Namazı bu şekilde kılınıyor diye izah etmeli…”

Diyoruz ya hangi ara İslam’ın meselelerini dert edindi Milliyet yazarı…

Medyadaki bu arkadaşlar için dünya şöyle döner: Onların bilmediği, farketmediği bir dünya, yok hükmündedir.  Onlar farkettiğinde “dünya” dönmeye başlar… Yani dünyayı kendilerine göre döndürürler bu arkadaşlar…

Oturup yazısını yazmadan evvel Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesine girse, “Cuma namazı kaç rekâttır?” sorusuna verilen cevabı da görecek oysa.

Ama olur mu?

Bu soru daha önce sorulmuş, cevabı da net biçimde verilmiş olsa da Tezkan açısından yok hükmündedir.

Kifayetsizlik mi, fitnecilik mi, şeytanlık mı yoksa gerçekten bir “hidayet öyküsü” mü bilmiyoruz ama Allah Tezkan’a hidayet versin, ıslah etsin ve doğru yola  iletsin diyoruz…

Diyanet’in cevap vermediğini iddia ettiği o soruya sitesinden bakın nasıl cevap verilmiş:

“Cuma namazının farzı iki rekattır. Bunun yanında farzdan önce dört rekat, farzdan sonra dört rekat olmak üzere sekiz rekat da sünneti vardır (Kasani, Bedaiu’s-Sanai’, I, 269).   İmam Ebu Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekat olmak üzere toplam altı rekattır. Bu görüşün Hz. Ali’den rivayet edildiği nakledilmektedir (Kasani, Bedaiu’s-Sanai’, I, 285). Ülkemizde bu namazlar dört rekat cumanın son sünneti ve iki rekat vaktin sünneti adı ile kılınmaktadır.   Bunlara ilaveten zuhr-i ahir adıyla dört rekat olarak kılınan namaz, cuma namazına dahil değildir. Hz. Peygamber’den ve ilk dönemlerden gelen rivayetler arasında bu isimle kılınmış bir namaz yoktur.   Zuhr-i ahir; İslam coğrafyasının genişlemesi ve şehirlerde nüfusun kalabalıklaşması sonucu, cuma namazının, Hz. Peygamber döneminde olduğu gibi, bir şehirde bir tek camide kılınmasının mümkün olmaması, birden fazla camide cuma namazının kılınması zorunluluğunun ortaya çıkması ile gündeme gelmiş bir namazdır. Gerekçesi de, birden fazla camide kılınan cuma namazlarından ilk önce kılınanın geçerli olacağı, diğer camilerde kılınan namazın ise geçersiz olabileceği varsayımıdır. İşte bu şüpheli durumdan kurtulmak için, içinde bulunulan cuma vakti kast edilerek ihtiyaten, zuhr-i ahir yani ‘vaktine ulaşılıp da eda edilemeyen son öğle namazı’ niyeti ile dört rekatlık bir namaz kılınması bazı alimlerce uygun görülmüştür (İbn-i Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 145). Fakat böyle bir varsayıma mahal yoktur. Çünkü cuma namazının tek camide kılınması, cumanın anlamına uygun olmakla birlikte, nüfusu milyonlara ulaşan büyük şehirlerin ortaya çıktığı günümüzde bunun yerine getirilmesi mümkün değildir. Zaten Hanefi mezhebinde fetvaya asıl olan görüşe göre, herhangi bir kayıt olmaksızın bir şehirde birden çok camide cuma namazı kılınabilir (İbn-i Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 145). Böyle olunca, her bir camide kılınan cuma namazının ayrı ayrı geçerli olması, bu yönden aralarında bir fark gözetilmemesi esas olup cuma namazı kılanların ayrıca zuhr-i ahir (son öğle namazı) kılmaları gerekmez.   Ancak cuma namazına dahil olmadığını bilerek, bu namazı kılmak isteyenler için de bir sakınca söz konusu değildir.”

Bundan daha açık bir cevap olabilir mi? Müslümanların Cuma namazını kurcalayacağına, alnı secdeye giden müminlerin günahına gireceğine tövbe edip “Allah’ım bana hidayet ver” diye yalvaracağına böyle zavallı bir işgüzarlıkla kendisine sadece acındırıyor Milliyet yazarı Tezkan…

medyagundem.com

Yorumunuz

MEDYAGÜNDEM 2010-2014

Scroll to top