Anasayfa / GENEL / “İslamcılık öldü” fitnesi peşindeki iki paralel tetikçiyi rezil eden yazı
kekec3

“İslamcılık öldü” fitnesi peşindeki iki paralel tetikçiyi rezil eden yazı

Zaman gazetesinde Ali Bulaç ve Mümtazer Türköne’nin “İslamcılık öldü” yazılarının şifresini çözmek istiyorsanız bugün Star gazetesinde Ahmet Kekeç’in müthiş yazısını okumalısınız… Bulaç ile Türköne’nin derdinin ne olduğu artık ayan beyan ortada… İşte Kekeç’in yazısı…


MUHBİR MÜMTAZER VE İHALECİ MÜTEFEKKİR BULAÇ’IN İĞVASINA KAPILMAYIN

Kendilerini “İslamcı” diye tanımlayan arkadaşlardan hassaten rica ediyorum:

Muhbir Mümtaz’er’in ve ihaleci mütefekkir Ali Bulaç’ın iğvasına kapılıp “İslamcılık” tartışmasına girmeyin… Savunma pozisyonuna geçmeyin… “Ben Ali Bulaç gibi, kendisine ajanlık teklif edilen İslamcılardan olmadım” şeklinde cümleler kurarak bir algının oluşmasına hizmet etmeyin… Kısacası, paralel oltaya gelmeyin. (Profesör Mümtaz’er Türköne, bu satırların yazarı hakkında iki adet ihbar yazısı yazmıştı, “Savcılar Ahmet Kekeç’i niçin tutuklamıyor?” diyerek… Eskiden, “Devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de kutsaldır” şeklinde laflar üretirdi. Yani cinayetleri kutsardı. Yani tetikçiliği meşrulaştırırdı. Okudu, aydınlandı, profesör oldu, sayın muhbir vatandaşlığa yükseldi. Tıynetinin icabını yerine getirdi.)

Bu iki mümtaz kişinin amacı, “İslamcılık” meselesine katkı sunmak değil; bu kavram üzerinden AK Parti siyasetine vurmak ve nefret ettikleri Erdoğan’ı daha da zor duruma düşürmek.

BU İKİSİNİN NE KURALI, ME KUTSALI, NE İSTİKAMETİ KALDI

Bu iki mümtaz kişinin neredeyse kuralı, kutsalı, istikameti kalmadı.

Pervasızca her şeyi kullanıyorlar.

Her açığın üzerine balıklama atlıyorlar

Her fitne ihtimalini değerlendiriyorlar…

İslamcılık konusunda tartışma yapmaya çok meraklılarsa, bu işe Pensilvanya’nın “nevi şahsına münhasır İslamcılığından” başlasınlar.

İslamcılık düşüncesinin (Müslümanlık iddiasının) nerede tefessüh ettiğine baksınlar. Ortaya saçılan pisliklerle ilgili iki çift laf etsinler… Mesela, “Müslüman, onun bunun mahremine girer mi? Kasetle şantaj yapar mı? Soru çalar mı? Ülkesine ihanet eder mi? İsrail’in çıkarlarını Türkiye’nin çıkarları üzerinde tutar mı? Bu ne biçim İslamcılık, bu ne biçim Müslümanlık!” desinler…

Polis muhbiri ve ajan arıyorlarsa, yine kendi çevrelerine, kendi camialarına, kendi mesai arkadaşlarına baksınlar.

Hülasa…

Hiçbir şekilde cevap vermeyin bu iki mümtaz şahsiyete.

Hiçbir şekilde muhatap olmayın.

Karın ağrılarını biliyoruz.

DÖNEMİN BAŞBAKANI’NA GİDİP İHALE İSTEDİ

Biri ihale almak istedi. Dönemin Başbakanıyla görüştü. “Sen mütefekkir adamsın, ihaleyle, parayla pulla ne işin olur? Gel danışmanlığımı yap” cevabı üzerine bozuldu, muhalif saflara intisap ediverdi…  (Muhalifken bile, nedense, gözü bu taraftaydı. Daha doğrusu muhalifliğini, bu tarafla irtibatını koparmamak ve pazarlık şansını yükseltmek için kullandı… Bir ara, “Ben buralardan sıkıldım, yazacak bir gazete bulun bana” dedi. Özenle gazete aradılar kendisine. Buldular da. Ama ağabeyimiz beğenmedi. Önerilen gazete küçük gelmişti. “Daha büyük” bir gazetede yazmak istiyordu… Sabah yazarlığı teklif edilseydi “hayır” demeyecekti. Köşesine kurulup, İslamcılık üzerinden bu kez mülaaneci kesime laf gönderecekti.)

DİĞERİ MİLLETVEKİLİ OLMAK İSTEDİ OLAMADI

Diğerinin hikâyesi daha kısa, daha basit…

Milletvekili olmak istedi. Olamadı.

Olamamasının sebebi, egosudur. “Ben koskoca Mümtaz’er’im, Beni tanımıyor musunuz ki, mülakat ayağına çağırıp sorguya çekiyorsunuz?” tavrına girince listeye konulmadı.

Budur…

Bütün düşmanlıklarının nedeni budur.

İlle de cevap vermek, tartışmaya dahil olmak istiyorsanız bu iki mümtaz şahsiyete şu soruları sorun:

HANGİ İHALELERİ ALDIN BULAÇ?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan hangi ihaleleri aldın ve (“bankamatik danışman” olarak) bankamatikten ne kadar para çektin? (Bu soru, ihaleci mütefekkire sorulacak.)

NE OLACAKTI ŞUBAT AYININ SONUNDA MÜMTAZER?

Diğerine sorulacak sorular ise şunlar:

Buyurmuştun ki, “Bu hükümetin akıbeti Şubat aynın ortasında belli olacak…” Ve eklemiştin: “Adaletin keskin kılıcı inecek, bazı başlar düşecek.” (İlginçtir, tape ortağın Umut Oran da, “Erdoğan 30 Mart seçimini göremeyecek, helikopterle ve altınlarla kaçacak” diyordu. İddialı öngörülerde bulunuyordu.)

Ortada, hükümetin akıbetini sınayacağımız bir durum olmadığına göre neyi ima ediyordun Mümtaz’er?

Ne olacaktı Şubat ayının ortasında?

Bir darbeyi mi haber veriyordun? Bir toplumsal altüst oluşa mı işaret ediyordun? Bir “kaset müjdesi” mi veriyordun? Ne olacaktı Şubat ayının ortasında? (Bu soruları, herhalde paralel soruşturmasını yürüten savcı da soracaktır. “Dökül bakalım Mümtaz’er!” diyecektir.)

İki mümtaz şahsiyetin durumu böyle…

İki müptezele gelince…

Hiç gelmeyelim… Yerimiz kalmadı çünkü.

Birini (yani müptezellerden ilkini) dün Yeni Şafak’tan Ali Bayramoğlu yazdı… Basın piyasasının tanıdığı en “karaktersiz” elemanlardan biridir.

İkinci müptezeli geniş bir zamanda ben yazacağım.

MEDYAGUNDEM

chp1

Aydın Doğan ve tetikçileri bu habere itibar etmedi!

Star gazetesinde Ahmet Kekeç’in “FETÖ’nün CHP imamı Enis olamaz” başlıklı yazısı şöyle… Şimdi neden sustuğunu …

kemal-feto

Darbeyi başarsaydı FETÖ KK’yı Başbakan yapacaktı

Star gazetesinde Ahmet Kekeç’in “Kemal Bey’e gelen FETÖ kitapçığı!” başlıklı yazısı şöyle… Darbe başarılı olsaydı, …

kekec

FETÖ için yürüyen KK’ya destek veren Star yazarı!

Tamamen FETÖ için yürüyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için “69 yaşında bir direnç yürüyüşüdür …

3 Yorumlar

  1. Ali Bulaç! senin gibi bir amerika, israil ajanı olmak suç değil de bir türkiye vatandaşı olarak Türkiye ajanı olmak mı suç.
    Siz ne satılmış adamsınız lan! sahsen ben ülkem için ajan olmayı bir onur sayarım. öyle bir şansım olsa bir an düşünmem. Memleketimin, insanımın menfaati için ajanlık yapmak benim için bir hakaret değil olsa olsa bir şereftir şeref! y.rak kafalı hainler.

  2. süleyman ovalı

    bu arkadaş eşini önce kaymakam, sonra kik de uzman ve en son milletvekili yaparken torpil yapmış mıdır sizce? mesela sınav sorularının cevapları verilmiş midir hanımefendiye? tayin olduğu yerler itina ile ayarlanmış mıdır? Mümtazer bey ikinci eşiniz, her kaymakamın doğuda muhakkak görev yapmış olduğu gibi, doğuda görev yapmış mıdır? yapmamış ise adaletten vs bahsetmeyiniz…size yakışmıyor…cevabı ben vereyim: ikinci eşiniz doğuda görev yapmamış olduğu gibi milletvekili olmadan önce kendisini kırşehir çiçeklidağ kaymakamı olarak tanıtmış olmasına rağmen sadece Akçakent kaymakamıydı…peki nasıl oldu da çiçeklidağ kaymakamı olarak lanse edebildiniz…
    .
    Ali Bulaç ise kendi eski yazılarına baksın dönsün okusun bakalım…ajanlık var mı yok mu kendi tespit etsin…

  3. bu mümtazer zaten sağlam bir b.k değildi boynuzu yedikten sonra iyice sıyırdı balataları. yazık zavallı ezik!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir