Anasayfa / ANALİZ / Bu yazıyı okuyunca 14 Aralık 2014’ün Gülen örgütünün bitiş tarihi olacağını göreceksiniz!
ogur1

Bu yazıyı okuyunca 14 Aralık 2014’ün Gülen örgütünün bitiş tarihi olacağını göreceksiniz!

14 Aralık 2014 tarihinin Gülen örgütünün bitişinin de tarihi olduğunu anlamak için bugün Türkiye gazetesi yazarı Yıldıray Oğur’u okumalısınız. İlk kez Gülen örgütünün bir paralel devlet yapılanması olduğunun en net fotoğrafı dünkü operasyondu Oğur’a göre. Oğur kimin neden gözaltına alımdığını, Tahşiyeciler kumpasıyla Gülen örgütünün nasıl yakayı ele verdiğini çarpıcı biçimde anlattı. İşte Oğur’un “Paralel devletin çekilmiş en net fotoğrafı” başlıklıyazısı:


STV DİZİLERİNİN SENARİSTLERİNE BAKIN

Ekip-1 Nizama Adanmış  Ruhlar STV’nin pro-polis, Türkiye gündemini birebir takip edip mesajlar  veren dizilerinden biri. Dizinin senaryosunu kanalın benzer dizilerinin  senaristi Nakkaş yazıyor. Bu dizilere bir muvazzaf polisin de senarist  olarak destek verdiğiyle ilgili haberler çıkmıştı. 2011’de o dizilerden  biri olan Kollama’da Zekeriya Öz’ün görevden alınacağı önceden bilinince  küçük çaplı  bir gürültü de kopmuş, tesadüf işte denip geçilmişti.

Nizama  Adanmış Ruhlar dizisinin  2014 yılı Mart ayında yayınlanan 63.  bölümünde başka tuhaf bir şey oldu. Suriyelilerin kaldığı kampları
ziyaret eden bir Türk generalin öldürülmesini araştıran Ekip bir sahnede  bilgisayar başında oturmuş, İnterpol kayıtlarında fotoğrafları
taramaktadır. Kamera bilgisayar ekranından geçen fotoğrafları  göstermektedir. Bir kısmı çok hızlı geçer, seri katil tipli bir  fotoğrafın hemen ardından ekrandan takım elbiseli kravatlı bir adamın  fotosu geçer sonra diğer fotoğraflar ve sonra o takım elbiseli adamın  fotoğrafında bilgisayar durur, ekranda net bi şekilde fotoğraf  gösterilir ve ardından hiçbir şey olmamış gibi başka bir sahneye  geçilir…

STV’NİN DİZİSİNE SUÇLU OLARAK GİREN TİCARET ODASI BAŞKANI

İşin tuhafı ekranda fotoğrafı Interpol’ün aranan suçlular taramasında çıkarılan kişi gerçek bir kişidir. Rize Ticaret ve  Sanayi Odası Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu. Peki nasıl olmuştur onun internette ticaret odası sayfasındaki fotoğrafı STV’nin bir dizisinin içine suçlu olarak girmiştir?

Ticaret  Odası Başkanı’nın yakın zamanlarda  dershane tartışmalarında Rize’deki  cemaat derneklerinin yayınladığı bir bildiriye imzası habersiz  eklenince, bunu tekzip eden bir açıklama yapmaktan başka cemaatle bir  sürtüşmesi olmamış.

Dizinin bu bölümünden haberdar olduktan sonra  zorlukla ulaştığım STV’deki yapımcılar ise biraz da öfkeyle bunun bir  yanlışlık olduğunu söyleyip, ticaret odası başkanından özür dileyerek  dizinin içindeki o beş saniyelik görüntüyü çıkarmışlardı. (O yüzden  linkte 58.33’ten sonra olan o görüntüyü göremiyorsunuz  http://www.youtube.com/watch?v=wCbQ45l4ikU, neyse ki capsleri var.)

DİZİLER ÜZERİNDEN CEMAAT MESAJLARI

Diziler  üzerinden cemaatin mesajlarının verildiğinin pek çok örneğini gördük.  Gazetecilerin adları verildi, hükümete uyarılar yapıldı. Tek Türkiye  dizisinin içine eklenen Karanlık Kurul’daki mesajların bizzat Fethullah  Gülen tarafından kontrol edildiğiyle ilgili telefon kayıtları duyduk.

Polislerin  ve savcıların kotarıp ilk nüvelerini gazetecilere sızdırdıkları ya da  önce malzemeleri gazetecilere sızdırılıp sonra soruşturmaya dönen pek  çok dava gördük. (En komiği bu medya-polis iş birliğinin nadide  örneklerini sergilediğimiz eski gazetem Taraf’ın eski yöneticisinin  kurduğu medya etiği platformunun “polis devletine” hayır diye bildiri  yayınlamasıydı.)

DÜNYA KRİMİNOLOJİ TARİHİNE GİRECEK BİR DAVANIN HİKAYESİ

Ama bunu ilk kez görüyoruz. Dünkü paralel  devlet operasyonundan bahsediyorum. Soruşturma hakkında gün boyu basına  baskı, gazetecilere gözaltı, paralel devlete soruşturma lafları  arasında kaçırılan dünya kriminoloji tarihine girecek bir davanın ortaya
çıkış hikayesinden…

Hikaye Barla’da başlıyor. Bediüzzaman Said  Nursi, Şeyh Said isyanından sonra Eğirdir Gölü kenarındaki Barla’ya
sürgüne gönderilir. Bir yıl sonra Eğirdir’de görevli Yüzbaşı İbrahim  Hulusi Yahyagil ziyaretine gelir ve ilk talebesi o olur.

1943  doğumlu Mehmet Doğan ya da Kürt illerinde bilinen adıyla Molla Muhammed,  Bediüzzaman’ın talebesi Hulusi Yahyagil’in izinden giden bir Risale-i  Nur çevresinin başında.

Yayınladıkları Risale-i Nurların altına  açıklayıcı haşiyeler düşüyorlar, diğer camialarının aksine demokrasiye  mesafeli, yine diğer Nurcu grupların aksine cüppe, sakal ve çarşaf  tercih eden, sivil ve fikri faaliyetler yapan bir grup. 2004 yılında Yeni Asya çevresi içinden kopan grup 1 Haziran 2004 Tahşiye ve Rahle yayınevlerini kuruyor. Tahşiye örgütü adı da buradan geliyor, yoksa kendilerine ‘Taşhiyeciler’ demiyor, bir örgüt olduklarını da kabul etmiyorlar.

Grubun  Risale-i Nurlar üzerinden oklarını doğrulttuğu grupların başında Gülen  Cemaati geliyor. Yayınladıkları kitaplarla cemaatin kurumlar için zekat  toplamasına, dinlerarası diyalog çalışmalarına, fıkhi meselelerdeki  tavırlarını sert reddiyeler getiriyorlar. Grup, Gülen Cemaati’ni  mehdilik-mesihlik iddiaları hakkında da eleştiriyor. Ta ki 6 Nisan 2009 gününe kadar.

29  Mart 2009 seçimlerinden kısa bir süre sonra. O gün Fethullah Gülen’in  Pensilvanya’daki haftalık sohbetinin kaydı Herkül.org sitesine düşüyor. Gülen kendilerine kurulacak tuzaklar hakkında konuşurken bir yerde şöyle diyor: “Mesela  Hizbulvahşet diye bir şey çıkarırsınız. Hizbulvahşetten sonra El  Kaide’yi de icat ettiler. Yarın daha başka şeyler de icat edebilirler.  Mesela Tahşiye diye bir şey icat edebilirler. Hafizanallah iyi organize  edebilirlerse bunları belki hakiki Müslümanlarla, kitap okuyan  Müslümanların içine sokmaya çalışabilirler. Onları güçlendirmek için  ellerine silah da verebilirler. Kitapların arkasındaki zatın  posterlerini evlerine asabilirler… Biz nurları Haşiye yapıyoruz derler.  Adlarına da Tahşiyeciler derler. Sonra Kalaşnikoflar verirler  ellerine…” http://vimeo.com/93191955

GÜLEN’İN “MESELA”LO TUHAF KONUŞMASINDAN SONRA YAŞANAN TUHAFLIKLAR

Gülen’in sanki yokmuş  gibi  bahsettiği grup aslında uzun yıllardır var, beş yıldır Tahşiye  diye bir yayınevi var ama onlardan ilk kez Tahşiyeciler diye bahseden Gülen oluyor.

Bu “mesela”lı tuhaf konuşmanın ardından tuhaflıklar zinciri başlıyor.

Önce Zaman gazetesi Gülen’in konuşmasından “Terör örgütü üretenler yeni tezgah peşinde” manşetli geniş bir haber yapıyor.

“Fethullah Gülen, kendi çıkarları için terör örgütü üreten odakların yeni bir tezgah kurabileceği uyarısında bulundu.”  http://www.zaman.com.tr/gundem_teror-orgutu-uretenler-yeni-tezgah-pesinde_834989.html

Tahşiye  Örgütü üzerinden tezgah iddiası iki gün sonra STV’de yayınlanan Tek  Türkiye dizisinde karanlık planlar yapan karanlık kurulunun gündemine  giriyor. http://vimeo.com/93191955

10 Nisan günü bu kez Zaman  yazarı Hüseyin Gülerce Tahşiye meselesini kaleme alacaktır. Başlık:  “Gülen neden uyardı?”
http://www.zaman.com.tr/huseyin-gulerce/gulen-neden-uyardi_835730.html.

5  gün sonra gazetenin Aile sayfasında dini yazılar yazan yazarı Ahmed  Şahin’in de aynı meseleyi kaleme alması daha da ilginç.
http://www.zaman.com.tr/ahmet-sahin/islamda-irtica-ve-takiyye-yoktur_837461.html.

Tahşiye örgütü üzerinden kumpas, ertesi hafta da Tek Türkiye dizisinin gündemi olmaya devam eder. Dizideki kötü adamların toplaştığı “Karanlık Kurul”da şöyle konuşmalar geçmektedir: “Bir  de irtica için hazırladığımız ama kullanamadan deşifre olan grup,  Tahşiye mi Tahşidat mıydı neydi, onlar deşifre olmuştur. Bu işin  arkasını bırakmayalım, isim değişikliği yapalım, yola devam edelim  mutlaka. Silahlar hep bizden mi çıkacak, biraz da bunlardan çıksın
-Bu dinci örgütün yeni ismi ne olsun efendim?
-Rahle-mahle bir şey deyin işte. Dini sembol olan bir şey olabilir.”
Rahle adı da tesadüf değildir. Mehmet Doğan grubunun diğer yayınevinin adıdır Rahle.

Dizideki  bu diyalogları 26 Nisan 2009’da Bugün yazarı Nuh Gönültaş noktasına  virgülüne dokunmadan köşesine taşır. Başlık “Tahşiyeciler deşifre oldu,  yeni bir isim bulmalıyız.” http://www.bugun.com.tr/tahsiyeciler-desifre-oldu-yeni-bir-isim-bulmaliyi-yazisi-67182

İlginçtir,  iki ay sonra 12 Haziran 2009’da Taraf gazetesi ‘İrticayı Eylem  Planı’nı, “AKP’yi ve Gülen’i Bitirme Planı” başlığıyla yayınladı.
Planda de Gülencilerin evlerine silah konulması gibi ‘kumpas’lar  planlanmakta, “kamuoyunu yanlış yönlendiren, “Kutlar Vadisi”, “Kollama”
ve “Tek Türkiye” benzeri diziler hakkında olumsuz haberler” yapalım  denmekte, orduda örgütlü olan Kurdoğlu gibi Nurcu gruplardan, devletin  adamları gibi gösterilen İskender Evrenesoğlu, (Gülen grubunu en sert  eleştiren isimlerden) Ömer Öngüt gibi cemaat liderlerini kullanmaktan  bahsedilmektedir.)

İlk olarak Fethullah Gülen’in ortaya attığı,  Zaman gazetesinin haber ve yazılarla dikkat çektiği, STV’nin Tek Türkiye  dizisiyle tehlike çanları çaldığı Tahşiye grubu hakkında polis ve  savcılık soruşturma başlatmıştır artık.

Ve 22 Ocak 2010 günü  operasyon için düğmeye basılır. Düğmeye basan polis şefleri dün  gözaltına alınan Tufan Ergüder ve Mutlu Ekizoğlu’dur. Aralarında  66 yaşındaki görme engelli ve MS hastası Mehmet Doğan’ın da olduğu 122  kişi farklı illerde düzenlenen operasyonla gözaltına alınır. Gözaltına  alınanlar arasında cemaatin içinde yer alan bir cumhuriyet savcısı,
bürokratlar, imamlar da vardır. Gazeteler haberi El Kaide’ye operasyon diye verirler.

Devrin   İstanbul Valisi Muammer Güler operasyon hakkında yaptığı açıklamada  “Bazı örgüt üyelerinin El-Kaide’nin Avrupa, Türkiye, Suriye sorumlusu  olarak bilinen Louai Sakka ve 15-20 Kasım 2003 bombalı saldırılarından  dolayı aranan ve Irak’ta öldürülen Habip Aktaş’la irtibatları tespit  edilmiştir” der.

OPERASYONDA BELALT BİLGİLER

Operasyonla ilgili emniyetin medyaya geçtiği  bilgi notlarında bir terör örgütü operasyonunda rastlanmayan türden özel  hayatlarla ilgili belaltı bilgiler de yer almaktadır.

Örneğin  Hürriyet gazetesi DHA haberine dayanarak operasyonu şöyle verir:  “Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Harekât Daire Başkanlığı  koordinesinde 22 Ocak’ta çökertilen, aralarında öğretmen, iki imam, iki  eşcinsel ve iki kadın satıcısının bulunduğu iddia edilen El Kaide  örgütüne bağlı 57 kişilik oluşumun fikir babasının Vakit Gazetesi’nin  eski yazarı Mustafa Kaplan olduğu iddia edildi.”

Eşcinsellik ifşaları polisin medyaya geçtiği bilgi notlarındandır.

O  bilgi notlarına göre farklı şehirlerdeki baskında Nurcu kökenli bir El  Kaide grubu iddia edilen örgütten şunlar ele geçirilmiştir:
“Operasyonlarda  örgüte ait 3 el bombası, 1 sis bombası, 7 tabanca, 2 kurusıkı tabanca, 1  havalı tabanca, 1382 fişek, 18 av tüfeği, 1 lazer noktalayıcı, düzenek  yapımında kullanılan elektronik malzeme, 7 hançer, 1’i baston içine  gizlenmiş 4 kılıç, 31 masaüstü ve dizüstü bilgisayar, 53 harddisk, 7 ses  kayıt cihazı ve çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildi.”

OPERASYON SIRASINDALİ AMATÖRLÜKLER
Her şey Fethullah Gülen’in tarif ettiği, Tek Türkiye’de anlatıldığı gibi gerçekleşmektedir. Fakat operasyon sırasında cemaat polislerine yakışmayan amatörlükler yapılmıştır.

El  Kaide örgütü iddiasına esas teşkil eden üç bombanın bulunduğu  Bahçelilievler’deki ev, yönetici gelmeden aranmaya başlanmış, bombaların  bulunduğu anı kameralar çekmemiş, cemaatin dershane olarak kullandığı  evin aranmasında refakat eden kişinin abdest almaya gittiği bir anda  bombalar çıkarılmıştır.

Esas skandal ise bulunan bombalarda  sanıklardan hiçbirinin parmak izi bulunamazken, aramayı eldivenle  yaptıklarını söyleyen polislerin parmak izinin çıkmasıdır.

Mahkemede polisler parmak izlerinin bombalarda ne işi olduğu sorusuna “eldiven delinmiş olabilir” diye cevap verebilirler.  Delillerin
hukuka aykırılığını iki ünlü ceza hukuku profesörü Adem Sözüer ve Bahri  Öztürk imzalı bir bilirkişi raporu da tespit etmiştir.
Yine de 66  yaşındaki görme engelli, MS hastası Mehmet Doğan’ın aralarında olduğu  cemaat mensupları 17 ay mahkeme yüzü görmeden hapis yatarlar. İlk  mahkemede de tahliye olurlar. Davanın savcısı 2010 referandumundan sonra  Yargıtay’a seçilerek ödülünü alır…

İşte dün yaşananlar davanın mağdurlarının yaptıkları şikayet ve hukuki başvuruların sonuçlarıydı.

PARALEL DEVLETİN EN SOMUT İLİŞKİ AĞI

Bütün  bunlardan bi haber dün bütün gün medya özgürlüğü pozu verenler yerli  yorumcuların ve bu hikayeye muhtemelen Dan Brown romanlarından çıkma  gibi bakacak yabancı yorumcuların kaçırdığı Tahşiye Soruşturması şu ana  kadar paralel devletle bulunmuş en somut ilişki ağını ortaya seriyor.

Gülen’in   Pensilvanya’da bastığı bir düğmeyle, harekete geçen medyası, ardından  harekete geçen savcıları ve polisleri  örgütü hiyerarşik olarak ilk kez  net bir şekilde ortaya koyuyor.

İlk kez bir operasyonu  gözlerimizin önünde bu kez savcılar ya da polisler değil bizzat Gülen  başlatıyor. Medya gazetecilik değil, savcılık makamı gibi çalışıyor.

Cemaatin  bu davalardaki tecrübelerine yakışmayacak bir acemilik… İlk defa suç  mahallîne bırakılmış çıplak gözle bile görülebilecek parmak izleri… Görmek isteyenler için paralel devletin şu ana kadar çekilmiş en net fotoğrafı bu. Haşiye düşmeye bile gerek yok…

OĞUR’UN YAZISINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

MEDYAGUNDEM

ahkam2

Yine FETÖ dizisi; canlı bomba olan polis!

Fetullahçı terör örgütünün Rus Büyükelçi Andrey Karlov’a suikastta olduğu gibi terör eylemlerini önceden yayınladığı dizilerindeki …

kollama

FETÖ Rus elçiye suikastin provasını o dizide yapmış

FETÖ’nün yayın organlarından Samanyolu TV’de daha önceden yayınlanan bir dizide, Rus Büyükelçi Karlov’a suikastın işlendiği …

topcin5

İşte Balyoz kumpasındaki kirli ağ

“Balyoz Planı” davasındaki bazı sanıklara kumpas kurulduğu iddiasıyla hazırlanan iddianamede, Baransu ile Opçin’in 75 yıl, …

2 Yorumlar

  1. şu Cübbeli denen şahıs da çıksın konuşsun artık

  2. haksızlık yapmayın kendinize ortalık toz dumanken ilk kez medyagündem ilan etmişti paralel çetenin bittiğini!!! stay behind da ipini çekti oyun bitti feto diyerek duyurmuştunuz bu müjdeli haberi…daha neler göreceğiz neler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir