Anasayfa / GENEL / 150 STK’dan teröre lanet Erdoğan’a destek
milliirade

150 STK’dan teröre lanet Erdoğan’a destek

Milli İrade Platformu’na üye 150 sivil toplum kuruluşu, ülke genelinde artan terör eylemleri ile şiddet ve provokasyonları kınadı.


Sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında, platform adına hazırlanan ortak açıklamayı İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanı Yusuf Tülün okudu.

Tülün, Türkiye’nin yeniden dirilişi, şahlanışı ve doğuşu yaşadığını, ekonomide önemli gelişmeler kaydedildiğini belirterek, “Özgürlükler genişliyor, vesayet geriletiliyor, millet hem birbiriyle hem de devletiyle kucaklaşıyor ve helalleşiyordu. Türkiye mazlumların sesi oluyor, Müslümanlar başta olmak üzere yeryüzündeki tüm mağdurların haklarını cesaretle savunarak coğrafyasında yıldızını daha güçlü parlatıyor, küresel bir umut ışığı haline geliyordu. Her şeyden önemlisi binlerce canımızı, gencecik fidanlarımızı bizden koparan terör belasına karşı kararlı bir duruş sergileniyordu. Türk ve Kürt kardeşliğinin tamiri adına cesur adımlar atılıyordu” diye konuştu.

“78 milyonun kardeşliği hedef alındı”

Tüm bu gelişmelerin yaşandığı dönemde Gezi olaylarının, 17-25 Aralık darbe girişimlerinin gerçekleştiğini dile getiren Tülün, şöyle devam etti:

“Bu olaylarla 78 milyonun kardeşliği hedef alındı. Yurtiçinde ve yurtdışında yapılan algı operasyonlarıyla istikrar zedelendi. Yalan haberlerle, dezenformasyonlarla, çarpıtmayla, sistemli saldırılarla, seçmen tercihlerine yönelik tehditlerle, milli irade etki altına alındı. 7 Haziran seçimlerinin hemen ertesinde tam da istikrara yönelik kaygılar artmışken, bu kez eli kanlı terör örgütü devreye girdi. Kürtlerin yüzlerce yıllık sorunlarının kararlılıkla çözüldüğü, Türk ve Kürt kardeşliğinin tarihi bir onarım sürecine girdiği anda, bölücü terör örgütü adeta Türkiye düşmanlarından talimat almışcasına, alçakça ve kahpece, polisimize ve askerimize, sivil vatandaşlarımıza saldırmaya ve kan akıtmaya başladı.”

“Oynanan oyunu görüyoruz”

Yusuf Tülün, terör olaylarının arttığı dönemde medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının olayların karşısında durmak yerine, bunlara destek verdiğini kaydetti.

Bazı kesimlerin de ikbal ve şahsi çıkarlarını devlet ve milletin önüne koyduğunu ifade eden Tülün, şunları söyledi:
“Sorumluluk üstlenmek yerine ‘Hayır’ diyenler, TBMM çatısı altında terörü savunanlar, dini yapılanma görüntüsü altında vatanına ihanet edenler, her gün yalan haber yaparak kamuoyunu yanıltanlar, çirkin iftira ve ithamlarıyla Türkiye’yi dünyaya farklı şekilde yansıtanlar aynı hizada buluştular. Terörü aklama, teröristi perdeleme, gerçek sorumluyu gizleme çabası içine girdiler. Bizler bu toprakların ve bu milletin sevdalısı sivil toplum kuruluşları olarak oynanan oyunu çok net görüyor ve bu kirli senaryoyu yakından takip ediyoruz.”

“Erdoğan’a yapılan saldırıların farkındayız”

Tülün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik söylemleri de eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, Başkomutan, milletimizin birliğinin temsilcisi, yeni Türkiye’nin mimarı, 78 milyonun kardeşliği için cesaretle mücadele eden Recep Tayyip Erdoğan’ın terör örgütlerinden siyasi partilere, medyadan sivil topluma, hainlerden Türkiye düşmanlarına kadar kirli bir ittifakın nasıl hedefi haline getirildiğini, şahsının ve ailesinin nasıl bir saldırı altında olduğunu da sabırla müşahede ediyoruz. Erdoğan’ın şahsında aslında ülkemize, milletimize, milli iradeye, değerlerimize, kazanımlarımıza, birlik ve beraberliğimize saldırı yapıldığını biliyoruz.”

Terörün, ezeli Türk ve Kürt kardeşliğini zedelemesine izin vermeyeceklerine vurgu yapan Tülün, ırkçılığın bir hastalık olduğunu söyledi.

“Protestolarda şiddete başvurulmamalı”

Protestonun demokratik bir hak olduğunu vurgulayan Tülün, “Ancak, protestoların, şiddete başvurmadan, şiddeti övmeden, özellikle de tahriklere aldanmadan, vakar içinde gerçekleştirilmesi elzemdir. Bu ülke sahipsiz değildir. Vatanımız, toprağımız, değerlerimiz, inançlarımız, kardeşliğimiz asla sahipsiz değildir. Milletin iradesi ve duası, doğrudan doğruya ülkemizi, birliğimizi, kardeşliğimizi hedef alan bu kirli oyunu yine bozacaktır. Bu zor süreçte insanları sabır ve itidale davet ediyoruz. Halk tepkisini 1 Kasım seçimlerinde sandığa giderek gösterecektir” diye konuştu.

MEDYAGUNDEM

akbay1

Terörün “Sözcü”sü!

Pensilvanya’dan gelen talimatla manşet atan Burak Akbay’ın sahibi olduğu Sözcü gazetesi bir skandala daha imza …

hamburg

Beslediği teröristler Almanya’yı yakıyor

Almanya’nın Hamburg kentinde devam eden gösterilerden gelen bir video Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini akıllara getirdi. Almanya’da …

teror

Terör yanaşmalarına anladıkları dilden!

Terör örgütlerinin sözde adalet yürüyüşüne destek vermesi gerçeğini sulandırmak isteyen Milliyet yazarı Mehmet Tezkan’a anlamlı …

1 Yorum yapıldı

  1. BEN İNANIYORUM, TERÖR BİTECEK…

    Kurtuluş savaşında ülkemizin güneyinde Antep, Maraş ve Urfa Fransızlar tarafından işgal edilmiş ve Fransızlar Ermeniler’i de silâhlandırarak 10 bin kişilik bir Ermeni kuvvetini kendi ordularına katmışlardı. Ermeniler’in köylere saldırmaları, kadınlara sarkıntılık etmeleri, bölge halkının katlanabileceği bir hareket değildi. Fransızların halka yaptığı,zulüm ve baskılar ile can ve mala verdikleri zararlar karşısında halkı sindireceklerini düşünen düşman-işgalciler bu işin sonunun gelmeyeceğini anlayınca kahramanca direnen halk karşısında sinsi planlarını uyğulayamamdan ve amaçlarına ulaşamadan çekilip gitmek zorunda kalmıştı.
    İşgalcilerle savaşan üç şehrimize, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra “Gazi”, “Kahraman” ve “Şanlı” unvanları verildi ve bu vatansever inançlı, imanlı insanların kazandıkları zafer karşısında şehirlerin adları Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa olarak değiştirilmişti.

    Bu defa Doğu ve Güneydoğu bölgemiz başta olmak üzere ülkemizin başına PKK terör örgütü bela oldu. Teröristler bölge halkına huzur vermiyor, Ermeni ve Fransızların yaptıkları zulmü sürdürüyor. Yakıp yıkma ile yıldırma politikaları uygulayan PKK terör örgütü bölgede gerginliği tırmandırarak, ülkemiz insanlarına her türlü zulmü reva görüyor.

    Milletimiz her gün şehit haberlerini duymak istemiyor. Bölgenin terör şehirleri imajından biran önce kurtulmasını, anaların göz yaşının son bulmasını sabırsızlıkla bekliyor.

    Bu üç ilimizde büyük kahramanlıklar gösteren yerel halk canlarını hiçe sayarak nasıl ki işgalci-düşmanları memleketlerinden kovmuşlarsa bugün de PKK terör örgütünden kurtulmak için “Terörden kurtuluş meşalesi” ni yakmayı bekleyen Doğu ve Güneydoğu’da ve ülkemizin dörtbir yanında milyonlarca kararlı, imanlı ve vatansever insanların olduğu unutulmamalıdır.

    Terörden kurtuluş için ayrıca bölgedeki Kürt ileri gelenler ile Kürt işadamları, Kürt yazar ve çizerler, Kürt gazeteciler, Kürt siyasetçiler ile ülkenin dört bir yanında bulunan Kürt vatandaşlarımıza ve tüm ülke insanlarına çok büyük görevler düşüyor. Devletin o bölgelerde yeniden bir organizasyona ğirişmesi de kaçınılmazdır. Zira terör örgütünden ve uzantılarından korkan insanlar, gençler ve çocuklar düzenli bir organizasyon ile PKK’nın saldığı korku ve zulümden kurtarılarak devlete olan güvenin tesis edilmesi gerekiyor.
    Korkutulan ve kandırılan, henüz yaşları 12-13 olan çocukların güvenlik güçlerine taş atmaları,araçlarına saldırmaları can ve mala zarar vermeleri asla tasvip edilemez.

    Diğer taraftan HDP’nin eş başkanlarına,yöneticilerine ve milletvekillerine de çok büyük görevler düşüyor. Ülkemizde meydana getirilen terör olaylarında, akan kanda, öldürülen insanlar ve şehitler ortadayken, olayların vehameti onların bu olaylardaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve sadece hükümeti suçlayarak bir yere varamazlar. Üzerlerine düşen görev ve sorumluluktan asla kaçamazlar. Bugün hiç vakit kaybetmeden PKK’ya silah bırakma çağrısını yapmalı, PKK’nın tehdit ve santajında korkan bölge halkına, devletine ve ülkesine sahip çıkılması gerektiği hatırlatılmalı ve hepsinden önemlisi terör örgütü ile arasına çok belirgin şekilde sed koymalılar. Çünkü yarin çok geç olabilir…

    Devletimiz çözüm sürecinde PKK terör örgüt elemanlarına çok güzel imkanlar ortaya koymuştu; ama onlar gelmediler, silahlarını bırakmadılar.
    Yine o bölgeye Hava limanları, duble yollar, okullar, sağlık ocakları, sulama kanalları, TOKİ konutları, hastahaneler vs. yapılmıştı.Devletimiz Kürt vatandaşlarımızın dillerini rahatça konuşmalarına imkan tanımış, çocuklarına kürtçe isimler verilmesinin yolunu açmış, Kürtçe Tv.kanalını hizmete sokmuş ve Kürtçe Tv.kanallarının açılmasını teşvik etmiş vs. bölgedeki Kürt halkına yapılan yatırım ve hizmetler uzadıkça uzar ğider.

    Devletimiz ciltler dolusu kitap olacak bu yatırım ve hizmetleri yaparken PKK ise bunları yakıp-yıkmayı, insanları dağa kaçırmayı, yol kesmeyi,yollara mayın döşemeyi, araç-gereçleri, iş makinalarını tahrip ederek veya yakarak kullanılmaz hale getirmeyi, askerimizi ve polisimizi şehit etmeyi görev saymıştır. O bölgede yaşayan Kürt kardeşlerimiz PKK’nın meydana getirdiği bu olumsuz tablodan biran önce kurtulmayı arzu ediyor.

    Devletimiz,Kürt vatandaşlarımıza hizmetkar olarak görev yaptığı dönemde, PKK ile göbek bağını bir türlü kesemeyen bir siyasi parti, hükümetten çözüm sürecini sürdürmesini ısrarla istemiş ancak bu dönemde terör örgütü bölgede hiç boş durmamış, cephane ve silahlanma ikmalini tamamlama yolunu seçmiş, parti ise terör örgütü PKK’yı baş tacı ederek yoluna devam etmeyi tercih etmiştir.

    Yine diğer tarafta aydın olduğunu söyleyen bir kısım insan PKK’nın ekmeğine yağ sürmeye devam etmiştir.
    Ben de onlara soruyorum; Bugün hala PKK terör örgütüne güveniyor musun? Silahlarını bırakacağına inanıyormusun? İnsanları öldürmeyeceğine, polisi, askeri şehit etmeyeceğine, devletin yaptığı yatırım ve hizmetleri yakıp yıkmayacağına inanıyormusun?

    Kardeşim ilk önce sen hangi tarafta olduğuna karar ver, siyasiler,yazar-çizerler, kısaca bu ülkede yaşayan herkes hangi tarafta olduğuna karar vermelidir. PKK’yı halk nezdinde neredeyse erişilmez göstererek, devletin Emniyet Güçleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerini azc içinde gösterme gayreti içerisinde yarışan bir kısım aydınlar bu tutumlarından vaz geçmelidirler. Neredeyse devletin, o terör örgütünden özür dilemesini bekleyecek kadar fütursuzca konuşan bazı yazar-çizerler,gazeteciler vs. herhalde PKK’dan ödleri kopuyor!

    Ben, o aydın’cık takımına tekrar soruyorum;
    PKK’nın siyasi uzantısına niçin söylemiyorsunuz veya soramıyorsunuz? Sizin de çok büyük yanlışlarınız var, PKK ile göbek bağınızı koparın, her türlü terör örgütlerine karşı kararlı tavır sergileyin, bölge değil,ülkeyi kucaklayacak Türkiye partisi olun, sizin en çok oy aldığınız illerde devletimiz Cumhuriyet tarihinde görülmeyen yatırım ve hizmetleri gerçekleştirdi. Çözüm sürecinde de çok büyük kredi açılmıştı, bu krediyi çok iyi kullanabilirdiniz, hizmetlerin sürmesi için Türk Devletine yardımcı olun ve PKK’nın oyuncağı olmayın diye, niçin söylemiyorsunuz?

    Ben, aydın’cıklara şunu hatırlatırım; PKK terör örgütü şehirlerde ve o dağlarda bir daha tutunamayacak, inlerine kaçmaya fırsat bulamayacaklar. Onların ekmeğine sağ sürmeye çalışanların yağları da birgün mutlaka tükenecektir.

    Hiç şüphe etmiyorum ve inanıyorum ki, bugüne kadar birçok badireler atlatan, canlarını ortaya koyan ve teröre karşı birçok şehit veren ülkemizin gözbebeği, kanımız, canımız, şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri ile Güvenlik Güçlerimiz terör belasından Türk Milletini kurtaracak ve güzel günleri bizlere armağan edeceklerdir. (Şehitlerimiz mekanlarınız cennet olsun…)

    Ve yine inanıyorum ki,ülkeyi yönetenler de “Gözün aydın Türkiye! PKK terör örgütü şanlı ordumuz ve Güvenlik Güçlerimiz tarafından bertaraf edilerek, ülkemizde huzur ve barış tesis edilmiştir. Ülkemiz ve milletimiz için yatırım ve hizmetler aralıksız devam edecektir. ” diyecekler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir